Vâkit

15 Ekim 2014 Çarşamba

5 Soru: Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Adaylığı

5 Soru: Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Adaylığı | Yorum | SETA

 

1. 2015-2016 BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği görevini
yapacak ülkeleri belirlemek üzere 16 Ekim 2014’te gerçekleştirilecek
olan seçim hangi bölgeler için yapılacak ve kaç ülke seçilecek?

Şuanda Ruanda’nın temsil ettiği Afrika Grubu için bir, Kore
Cumhuriyeti’nin temsil ettiği Asya-Pasifik Grubu için bir, Arjantin’in
temsil ettiği Latin Amerika ve Karayip Ülkeleri Grubu için bir,
Avustralya ve Lüksemburg’un temsil ettiği Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler
Grubu için ise iki ülke olmak üzere toplamda beş ülke 2015-2016 BM
Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği görevine seçilecek. Bu seçimle
belirlenecek olan ülkeler 1 Ocak 2015’ten 31 Aralık 2016’ya kadar görev
yapacaklar.

 

2. 16 Ekim 2014'te gerçekleştirilecek olan seçimde hangi ülkeler aday?

İlk üç ülke grubunun her biri için tek aday ülke var. Afrika
Grubu'nun adayı Angola, Asya-Pasifik Grubu'nun adayı Malezya, Latin
Amerika ve Karayip Ülkeleri Grubu'nun adayı ise Venezuela. İki geçici
üyenin seçileceği Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler Grubu için ise üç aday
var: Türkiye, İspanya ve Yeni Zelanda. Türkiye ve İspanya daha önce
dört, Yeni Zelanda ise üç defa BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği
görevini üstlenmişlerdi. Bir ülkenin seçilebilmesi için 193 üyenin
129'unun oyunu alması gerekiyor. Türkiye 2008'de yapılan seçimde toplam
151 ülkenin oyunu alarak BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği görevine
seçilmişti. 

3. 2015'te Güvenlik Konseyi'ni bekleyen meseleler nelerdir?

Uzun süredir küresel gündemi işgal eden ana meseleler yine aynı
şekilde 2015'te de dünya gündemini ve Güvenlik Konseyi'ni meşgul etmeye
devam edecektir. Ukrayna krizi ve Rusya'nın tutumu, Suriye'de uzun
süredir devam eden iç savaş ve uluslararası gündeme yansımaları,
İsrail'in Filistin'i işgali sonucu Filistin'de oluşan insani krizler,
Filistin'in devlet olarak tanınma girişimleri gibi meseleler Güvenlik
Konseyi'nin temel gündemleri olmaya devam edecektir. Bunun dışında
seçilen ülkelerin kendi bölgesel çıkarları doğrultusundaki girişimleri
de 2015'in potansiyel Güvenlik Konseyi gündemleri arasındadır. Afrika
Grubu'nun tek adayı olan Angola'nın Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile
olan sınırı ve buradaki problemler, Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler
Grubu'nun adaylarından olan Türkiye'nin Orta Doğu ve bölgesel krizler
ile ilgili girişimleri, yine Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler Grubu'nun bir
diğer adayı olan İspanya'nın Afrika ve özellikle Sahil, Batı Sahra ve
Kuzey Afrika bölgeleri ile olan ilişkileri 2015'in potansiyel gündemleri
arasındadır. Bu tarz küresel gündemler dışında Güvenlik Konseyi'nin
işleyiş yapısı, şeffaflık tartışmaları ve konsey üyesi olmayan ülkelerin
konsey ile olan ilişkileri de 2015'te Güvenlik Konseyi'ni bekleyen
meselelerdendir. 

4. Türkiye'nin adaylık kampanyasını hangi söylemler üzerine kurmuştur?

Yakın coğrafyasında yaşanan tüm gelişmelerin küresel siyaseti
doğrudan etkilediği bir coğrafyada yer alan Türkiye, BMGK 2015-2016
geçici üyeliği için tüm toplumları kuşatan ve temel insanlık değerlerini
merkeze alan bir söylem ortaya koymaya çalışmıştır. Özellikle BM
nezdinde sorunlarını dillendiremeyen ülkelerin sesi olma iddiası bu
açıdan önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte uluslararası
terörizm ile mücadele, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması, BM reform
süreci, bölgesel ve ülkeler arası çatışmaların önlenmesi ve insani
yardımın genişletilmesine yönelik söylemleri ön plana çıkmaktadır.
2009-2010 adaylık sürecinin de önemli bir söylemi olan “medeniyetler ve
kültürler arasında ilişkilerin geliştirilmesine” yönelik Türkiye’nin
konumunun altının çizilmesi bu kampanya sürecinde de ön plana çıkmıştır.
Bununla birlikte Ortadoğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresinde
bulunan birçok çatışma alanlarının çözümü yönünde atılacak tüm adımlarda
Türkiye’nin yapabileceği katkıları da diğer ülkelerin dikkatlerine
sunmaktadır. Böylece Türkiye, uluslararası güvenlik ve istikrara hem
coğrafi hem de diplomatik açıdan aktif desteğini sunacağını beyan
etmekte ve bu bağlamda inisiyatif üstlenmekten kaçınmayacağını ifade
etmektedir.

 

5. Türkiye'nin rakipleri olan İspanya ve Yeni Zelanda'nın genel söylemleri nelerdir?

Yeni Zelanda’nın BMGK kapsamında yürütmüş olduğu seçim çalışmalarında
uluslararası barış ve güvenliğe daha fazla katkı yapma vaadinde
bulunmaktadırlar. Savaşı önleyecek mekanizmaların oluşturulması ve
dünyada yaşanan çatışmaların asıl kaynağının bulunması temel amaçları
olarak ifade etmektedirler BM yardım fonunun ve uluslararası finans
kuruluşlarının BM mekanizmasında daha faal rol oynamasını sağlama
amacında olduklarını açıklamışlardır. Yeni Zelanda’nın temel
stratejilerinden biri silahsızlanmayı sağlamaktır. Bunun için ağır
silahların yaygın kullanılmasına karşı çıkmaktadır. 1994’te Ruanda’da
yaşanan iç savaşta BMGK Yeni Zelanda harekete geçiren ülkelerin başında
yer almaktadır. Yeni Zelanda şu ana kadar kırk kez BM barışı koruma
gücünde yer almıştır.

İspanya’nın söylemleri ise, Türkiye ile birlikte başlattığı
kültürlerarası ve medeniyetler arası hoşgörüyü inşa ederek barışa katkı
sağlamak ve sürdürebilir kalkınma yönelik bir söylemi mevcuttur. İspanya
BM ve bölgesel örgütlerin karar alma sürecinde aktif bir rol alma
amacındadır. İspanya sivillerin korunmasını, silahsızlanmayı, nükleer
silahsızlanmayı ve terörizme karşı mücadeleyi desteklemektedir. Ayrıca
İspanya insani yardımlar ve gıda güvenliği konusunda faaliyetlerini
attıracağına yönelik seçim vaadinde bulunmuştur.

 


Bölge



2014 Seçimleri için Koltuk Sayısı



Şu anda Konsey adayı olan devletler ve geçmişteki adaylığı



Afrika



1



Angola (2003-2004)



Asya-Pasifik



1



Malezya (1965,1989-1990, 1999-2000)



Latin Amerika ve Karayipler



1



Venezuela (1962-1963, 1977-1978, 1986-1987, 1992-1993)



Batı Avrupa ve Diğerleri



2



Yeni Zelanda (1954-1955, 1966, 1993-1994, 2003-2004) ve Türkiye 1951-1952,1954-1955, 1961,2009-2010 

Plastik bardaktan 50 kilo balkabağı yetiştirdi 15 10 2014 AA

Plastik bardaktan 50 kilo balkabağı yetiştirdi

Zonguldak'ın Alaplı ilçesindeki bir çiftçi, toprak doldurduğu plastik bardağa ektiği tohumla 50 kilo ağırlığında, 1,5 metre uzunluğunda balkabağı yetiştirdi

 

Zonguldak'ın Alaplı ilçesindeki bir çiftçi, toprak doldurduğu plastik bardağa ektiği tohumla 50 kilo ağırlığında, 1,5 metre uzunluğunda balkabağı yetiştirdi

Akil İnsanlar Heyeti'nden sağduyu çağrısı 15 10 2014 AA

Akil İnsanlar Heyeti'nden sağduyu çağrısı

 15 10 2014 AA

Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan 24 kişinin ortak açıklamasında, "Bu süreçte her türlü şiddetin dışlanması, çözüm sürecinin geleceği açısından zorunlu bir koşuldur" denildi.

 

Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan 24 kişi, Can Paker, Oral Çalışlar ve Mehmet Uçum'un çağrısı üzerine, ülkede ve bölgede yaşanan gelişmelerin ve olayların çözüm sürecine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla "Çözüm Sürecine Sivil Katkı" başlıklı toplantıda bir araya geldi. 

Akil İnsanlar Heyeti'nde Doğu Anadolu Grubu Başkanı olarak bulunan Can Paker'in başkanlığındaki toplantıya, Oral Çalışlar, Mehmet Uçum, Vahap Çoşkun, Abdurrahman Dilipak, Öztürk Türkdoğan, Kadir İnanır, Hülya Koçyiğit, Muhsin Kızılkaya, Sibel Eraslan, Ayhan Oğan, Tarık Çelenk, Doğru Ergil, Kezban Hatemi, Abdurrahman Kurt, Fadime Özkan, Mahmut Arslan, Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu, Avni Özgürel, Nihal Bengisu Karaca, Yıldıray Oğur, Fatma Benli ve Levent Korkut katıldı. 

Toplantıda, çözüm sürecinin kararlılıkla sürdürülmesinin son derece önemli olduğu, süreçte bir sivil iradenin aktif olarak devreye girmesinin gerekli olduğu vurgulandı. 

Heyetin, sivil iradenin parçası olmayı ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyi bir görev olarak kabul ettiği belirtilirken, "Çözüm sürecinin devamlılığı bakımından çatışmasızlık ortamının sürdürülmesinin bugünün en acil meselesi olduğunun" altı çizildi.

Ortak açıklama

Heyetin yaptığı ortak açıklamada ise şu görüşlere yer verildi:

"Çözüm süreci, demokratik siyasetin esas olduğu bir bakış açısıyla yürütülmelidir. Bu süreçte, her türlü şiddetin dışlanması, çözüm sürecinin geleceği açısından zorunlu bir koşuldur. Çözüm sürecinde bundan sonra atılacak adımların ancak kalıcı bir çatışmasızlık ortamında karşılık bulacağı unutulmamalıdır.

Sürecin, kalıcı bir barışa dönüşmesi bu aşamada kalıcı çatışmasızlığı güvence altına almakla mümkündür. Kalıcı çatışmasızlık, kamu düzeninin korunması ve sürdürülmesi bakımından da belirleyici önemdedir.

Kalıcı çatışmasızlık, çözüm sürecinin gerektirdiği demokratikleşme hamlelerinin gerçekleşmesinin de temel koşullarından biridir. Bu süreçte, sadece muhataplar ve tarafların değil, sivil bir iradenin yer alması da son derece önemlidir. Bu çerçevede, bu toplantıyı oluşturan heyet olarak çözüm sürecine sivil katkı sağlamak için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Türkiye'nin çözüm süreci, sadece Kürt vatandaşlarımızın ve sadece belli bir bölgenin sorunlarını çözmek için değil, Türkiye toplumunun demokrasi, hukuk ve barış esasları üzerine kurulacak geleceğini inşa etmek bakımından tarihi bir öneme sahiptir. 

Heyetimiz, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek bakımından başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere, hükümetin ilgili üyeleri ve Çözüm Süreci Kuruluyla görüşmeler yapmak için girişimde bulunacaktır. 

Heyetimiz, Abdullah Öcalan'ın görüşlerinin kamuoyuna doğrudan açıklanması bakımından görüşme çeşitliliğinin sağlanması için girişimlerde bulunmayı kararlaştırmıştır. Yine Meclis'teki tüm siyasi partilerle görüşme taleplerinde bulunulacaktır. Ayrıca heyetimiz, sorunun muhataplarının yanı sıra sorundan etkilenen tüm taraflarla da her türlü görüşmeye açıktır ve bu konuda gerekli girişimleri yapacaktır. Heyetimiz, bu çalışmanın başlangıcında Akil İnsanlar Heyeti içinde yer alan bir grup insandan oluşmakta ise de yapacağı her türlü çalışmaya çözüm ve barış sürecine destek verecek sivil toplumun tüm temsilcilerinin katılabileceğini de önemle vurgulamaktadır. 

 

Çözüm sürecinde sivil inisiyatiflerin yerel ve ülkesel düzeyde çoğalmasının ve yaygınlaşmasının sürecin selameti açısından gerekli ve önemli olduğunun altını çizmekteyiz. Heyetimizin bundan sonraki çalışmaları her aşamada kamuoyuyla paylaşılacaktır."